İletileri Göster

Bu özellik size üyenin attığı tüm iletileri gösterme olanağı sağlayacaktır . Not sadece size izin verilen bölümlerdeki iletilerini görebilirsiniz


Konular - נυѕтιcє

Sayfa: [1] 2 3 ... 16
1
Teknoloji - Bilgisayar / En önemsiz departman bilgi işlem mi?
« : 20 Temmuz 2018, 06:52:29 »
Satış Pazarlama ve Operasyon Başkanımız bir gün geldi, “Can, turizm gazetelerinde IT’cilerin hiç sesi çıkmıyor, sen yazsana bir iki makale...” dedi.

“Zamanında çalıştığımız otelde personel motivasyonu için şirket içi gazete çıkarmışlığımız var, neden olmasın?” dedim, oturdum bilgisayar başına. Gerçi, “neden olmasın” ile “oturdum” arası 3 hafta sürdü ama olsun. Zaten bu güne kadar IT departmanınız hangi isteğinizi aynı gün yerine getirdiki? Her zaman ilgilenmeleri gereken daha önemli bir konuları vardır bu IT’cilerin.

Ah bu IT’ciler... Bilgi İşlem Uzmanları.. Nedir bunlardan çektiğiniz? Verdiğiniz işi yapmak istemezlerse, teknik detaylarla süslü öyle mazeretler bulurlar ki nedenini sormaya utanırsınız. Sahibi olduğunuzu bile bilmediğiniz bir problemi, hiç anlamadığınız bir şekilde çözdüklerini iddia ederler. Çay, kahve olmadan çalışamazlar. Firmanızda genel müdür dahil herkesin koltuğuna oturma ve özel bilgilerine erişme yetkileri vardır. Ofis çalışanları tarafından pek sevilmezler çünkü iş yerinde kullanılan bilgisayarların sadece iş için kullanılmasını sağlamak ve geri kalan her şeyi engellemek gibi bir misyonları vardır. Sizin giremediğiniz tüm engellenmiş sitelere onlar erişebilirler ama bu bir ayrıcalık değil işlerinin bir gereğidir. Sürekli masraf çıkarır, sizi yeni yazılım ve donanım almaya zorlarlar. Kendilerine bilgisayarcı denmesine de çok kızarlar. Onlara göre bilgisayarcı, elindeki cat5 kabloyu bilgisayarınızdan server odanıza götürmek için duvarda delik arayan kişidir. Oysa bilgi işlem uzmanı, o kabloyu en ucuz fiyata o delikten geçirecek doğru bilgisayarcıyı bulan ve telefonla arayıp çağırarak sizin için tasarruf sağlayan kişidir.

Arada işe yaradıkları da olur. Aranızı iyi tuttuğunuz taktirde, patron yokken size sosyal sitelere erişim yetkisi verebilecek, çocuğunuza almak istediğiniz bilgisayarı en ucuza toplayabilecek, annenizin işletim sistemi çökmüş notebookuna bedava format atabilecek, telefonunuzdan yanlışlıkla sildiğiniz telefon rehberini yoktan var edebilecek mucize kişiliklerdir onlar aslında.

Bilgi işlem departmanı çalışanları üzerine bu ve benzeri binlerce mizahi yaklaşım internet üzerinde döner durur. Peki bu departman gerçekte ne iş yapar? Operasyon departmanlarına göre daha mı az önemlidir?

İTÜ Elektronik ve Haberleşme mühendisliğini bitirdikten sonra çeşitli bilgisayar firmalarında bilgi işlem uzmanı ve müdürü olarak yıllarca çalışıp değişik sektörlere hizmet vermiş, daha sonra masanın karşı tarafına geçerek, 21 yıl boyunca da turizmde bilgi işlem departmanlarını yöneterek, bilişim firmalarından hizmet almış biri olarak, zaman zaman sizlerle deneyimlerimi ve düşüncelerimi paylaşacağım.

Bilgi işlem departmanının tesisteki yerini açıklayabilmek için öncelikle size bir bilgisayarın bileşenlerini kısaca tanıtmak istiyorum. Bir bilgisayar kasasının içinde ana kart, hafıza modülleri, ekran kartı, sabit disk, DVD sürücü, güç kaynağı gibi parçalar bulunur. Ana kartın üzerinde CPU (Central Process Unit-Merkezi İşlem Birimi ) adı verilen bir mikro işlemci vardır. Bilgisayarın çalışmasını ve kasa içindeki bileşenlerin birbiri ile iletişimini bu mikro işlemci sağlar. Kasadan CPU’yu çıkarırsanız diğer parçalar bir elektronik yığını olarak kalır.

Bilgisayarı bir firma, içindeki parçaları da onu oluşturan departmanlar olarak düşünürseniz; Bilgi İşlem departmanı da buradaki CPU’yu oluşturan mikro işlemci gibidir. O olmadan diğer departmanlar birbirleri ile olan iletişimlerini ve işlevlerini kaybeder, misafirlerinize hizmet veremez duruma gelirler. Bir bilgisayar ağı ve gerekli yazılımlar olmadan Ön Büro, Muhasebe, İnsan Kaynakları; iletişim araçları olmadan Satış departmanı ve kameralar olmadan Güvenlik ekibi sağlıklı çalışamaz. Kablosuz internet ağı yoksa misafirler mutsuz olur. Tesisinizin hemen her bölümü teknolojik araçlara ve bunları yönetecek bir merkezi işlem birimine ihtiyaç duyar.

“İyi de, bilgisayar firması getirdi her şeyi kurdu. Fişe taktık tüm donanım tıkır tıkır çalışıyor. Niye tesis içinde bir bilgi işlem departmanına ihtiyacımız olsun ki? Ayda bir iki kere arıza çıkarsa çağırırız bilgisayar firmasını, bize bilgi işleme ödeyeceğimiz maaşlardan daha ucuza gelir.” diye düşünebilirsiniz. 5 yıldızlı büyük bir tesisi yönetiyorsanız, asla böyle bir hataya düşmemeniz gerekir. Aksi takdirde bir bilgisayar firmasına bağımlı olur, onların bilgi kapasitesi ve verebileceği hizmetle sınırlı kalırsınız. Zamanında alamadığınız hizmetten kaynaklı problemler de direk olarak misafirlerinize yansır. Gecenin bir vakti ön büro programında çıkacak bir arıza, misafirinizin uçağını kaçırmasına; kablosuz internet ağındaki bir sorun, tam da yoğun bir check-in sırasında herkesin resepsiyona toplanıp işleri aksatmasına ve sisteme girecek bir virüs, saatlerce en önemli departmanlarınızın işlerini yapamaz duruma gelmesine sebep olabilir. Oysa baştan sağlam kurulmuş bir bilgi işlem departmanınız ve işinde gerçekten uzman, en az bir bilgi işlemciniz varsa endişelenmenize gerek kalmaz.

“Tesisi dolaşıp operasyona yardımcı olacağına, saatlerce bilgisayar ekranı başında ne yapıyor bu adam?” dediğiniz bilişim uzmanınız, bilin ki, günlük rutin kontrolleri ile oluşabilecek potansiyel sorunları engelleyecek önlemleri alıyordur.

Her tesisin olmazsa olmaz donanımsal güvenlik duvarı (firewall), içinde tüm potansiyel tehlikeleri içeren raporları saklar. İşinde uzman bir bilgi işlemci düzenli olarak bu raporları inceleyerek internet üzerinden tesise gelen saldırıları, kullanıcıların e-postalarından temizlenen virüsleri, ziyaret edildiğinde bilgisayarlarınıza zararlı yazılım bulaştıran siteleri, tesisteki bilgisayarlar arasında zararlı yazılımlardan kaynaklı oluşmuş olağan dışı trafik akışlarını rahatlıkla tespit edebilir; kullanıcıları uyarır ve gerekli önlemleri alarak sistemi sekteye uğratacak aksaklıkları daha oluşmadan engeller. Tesisteki tüm IT ekipmanın bakımlarını yaparak ya da yaptırarak donanımsal arızaları minimuma indirir. Teknolojik gelişmeleri izleyerek operasyonunuzu hızlandıracak, kolaylaştıracak ve rakipleriniz karşısında avantajlı duruma geçmenizi sağlayacak yenilikleri bulur, bütçeler ve tesisinize entegre eder.

Lisanslarınızı yöneterek, olası bir denetlemede, lisanssız yazılımlardan dolayı ceza almanızı engeller. Değerli bilgilerinizin tesis içinde ve dışında yedeklenmesini sağlayarak veri kaybınızı önler.

Özetle, iyi bir bilgi işlem uzmanı tesisinizdeki sistemi 7/24 güncel ve ayakta tutar. Yeter ki onun çayını kahvesini eksik etmeyin, gönlünü hoş tutun. Çıkan arızaları çözdüğü için değil, size hiç yaşatmadığı problemler için onu takdir edin. Her yıl CeBIT gibi teknoloji fuarlarına, seminerlere, eğitimlere gönderin. Satış departmanınıza harcadığınız reklam ve seyahat bütçeniz kadar olmasa da onun için de mutlaka bir eğitim bütçesi ayırın.

Teknoloji yerinde durmuyor. Onun kendini geliştirmesine ne kadar yardımcı olursanız o da tesisinize aynı oranda değer katmaya devam edecektir.

Son olarak da “Trust is good but control is better.” sözünü unutmayın. Bilgi işlemcinize ne kadar güvenirseniz güvenin, yılda bir kere de olsa onun departmanını ve tesisinizin IT alt yapısını bağımsız ve profesyonel bir danışmanlık firmasına denetlettirmeyi de ihmal etmeyin.

Departmanlar arası iletişiminizin ve misafir memnuniyetinizin en üst düzeyde olması dileğiyle...

Can Sayın
HotelChk Business Danışmanlık A.Ş.
Bilişim Teknolojileri Başkanı


Kaynak : http://www.tourismtoday.net/en-onemsiz-departman-bilgi-islem-mi-39570yy.htm

2
Zaman zaman sizi hayattan bezdiren, içinizdeki yaşama sevincine lanet ettiren insanlara denk gelmişsinizdir. Gelmediyseniz bile böyle biriyle tanışmanız an meselesi.

Birkaç arkadaşınızla keyifli bir gece geçirmek için birlikte dışarı çıkıyorsunuz. Şık bir restorana ya da güzel bir gece kulübüne gittiğinizde arkadaşlarınızla geçireceğiniz vaktin size ne kadar iyi geleceğini düşünüyorsunuz. Masanıza oturdunuz, siparişinizi verdiniz... Siparişleriniz geldiğinde, olur ya, bir sipariş eksik ya da yanlış geliyor. Gruptan biri hemen başlıyor söylenmeye, şikayet etmeye. Paranızla rezil olduğunuzdan tutun da, servis elemanının zihinsel kapasitesiyle ilgili hakaret ve aşağılamaya varan yorumlara kadar birçok olumsuz söz ve ters hareket bir anda tüm keyfinizi kaçırıyor. İçten içe aslında sorunun küçük bir yanlış anlaşılmadan ibaret olduğunu düşünüp konunun neden bu kadar büyüdüğüne anlam veremiyorsunuz. Diğer yandan arkadaşınız konuştukça siz de bir süre sonra fark ediyorsunuz ki siz de bir şeylerden şikayet etmeye başlamış, bu olumsuz sohbetin bir parçası olmuşsunuz. Sanki zehirlenmiş gibi kendinizi bu olumsuzluğun içinden kolay kolay kurtaramıyorsunuz.

'Zehirli insanlar' (toxic people) olarak tanımlanan kişilerin yaptığı genellikle budur. Yaşamdan keyif almak yerine çevresindeki insanları zehirleyerek kendi sefaletlerine ortak ederler. Peki bu insanların ortak özellikleri nedir, ve onları nasıl kendinizden uzak tutabilirsiniz?

1. Çıkarları için başkalarını kullanmaktan çekinmezler

Bu insanlar hayatın tüm alanlarında çevresindeki insanları kendi çıkarları için kullanmaktan çekinmezler. Genellikle akılcı görünen sebeplerle insanları istediklerini gerçekleştirmek için ikna edebilirler. Bu süreçte karşısındakine verecekleri zararlar umurlarında olmaz.

2. Yargılayıcıdırlar

Peşin hükümlü de denilebilir. Hayatlarının merkezlerinde sadece kendileri oldukları için empatiden yoksundurlar. İnsanları tanımadan onlar hakkında her şeyi bildiklerini iddia eden birileri varsa çevrenizde, muhtemelen zehirli biridir. Başkalarının hatalarının sebeplerini merak etmezler, çünkü ne de olsa onlar hep haklıdır.

3. Duygularıyla yüzleşmezler

“Hakaret hakkında bilmeniz gereken her şey” yazımızda aslında kötü söz, hakaret ve aşağılamalardan etkilenmemenin tamamen bizim elimizde olduğundan bahsetmiştik. Bunun dışında insanların başına gelen olumsuz olaylardan etkilenmemesi tabii ki beklenemez. Yine de şu bir gerçek ki her insan başına gelen tüm olumsuzlukları atlatacak güce sahiptir. Öyle hissetmeseler bile dostlarından ya da profesyonellerden alacağı desteklerle kendi duygu durumunu düzeltebilirler. Zehirli insanlar ise her türlü olumsuz duygusunu etrafındakilere yansıtır, bu duygularla başa çıkmak yerine kendi duygularının sorumluluklarını başka insanlara ya da olaylara yükler.

4. Özür dilemezler

Neden dilesinler ki? Hayatlarındaki ve çevrelerindeki hiçbir olumsuzluğun sebebi onlar değildir. Bu insanlar birilerinin kendilerine komplo kurduğuna, birçok düşmanları olduğuna ve bu düşmanların türlü alicengiz oyunlarıyla kendilerini alt etmeye çalıştığını düşünmeye bayılır. Çünkü sorumluluk alma gibi bir dertleri yoktur.

5. Tutarsızdırlar

Bazen fikirleri ve duyguları dakikalar içinde değişebilir. Bir sohbetiniz sırasında 15-20 dakika önce söylediği şey hakkında “ben öyle bir şey demedim” diyebilirler ve sizin onu yanlış anladığınız konusunda ısrarcı olabilir, hatta belki sizi ikna bile edebilirler. Tamamen elde etmek istediklerine yönelik duruşları, ilkeleri (aslında hiçbir zaman ilkeli değillerdi ya... neyse...), tavırları ani dönüşler yapabilir.

6. Birilerinin onlara kendini kanıtlaması gerekir

Çünkü dünya bu zehirli insanların çevresinde dönüyordur. Örneğin başka bir arkadaşınızla plan yaptığınızda arkadaşınız yerine onu tercih etmeniz, arkadaşınızla programınızı iptal etmeniz için ellerinden geleni yaparlar. Ya böyle bir insanla plan yapmaya kalktığınızda sizi kendi istediğini yapmaya ya da yaptırmaya ikna ederler. Bu durum, genellikle 'böl ve fethet' yöntemiyle kendilerinin (ya da kendi isteklerinin) tek seçenek olduğu algısını yaratarak daha anlamlı birçok ilişkinizi bitirmenizle sonuçlanabilir.

7. Sizi sürekli savunma pozisyonunda bırakırlar

Birçok konuda aynı duruşu sergilemekte zorlanırlar. Bunun sebebi ise büyük ihtimalle sizin herhangi bir konudaki görüşünüzün onlar için hiç kayda değer görülmemesidir. Bu insanların başkalarını çok iyi kullandığını her zaman hatırlamalısınız. Bunun için kullandıkları taktikler genellikle belirsizlik ve keyfiliktir. Ayrıca herhangi bir tartışmada odağınızı dağıtarak konuyu istedikleri yöne çekmekte ustadırlar. Genellikle, yazının girişinde verdiğimiz örnekteki gibi, çözümlere değil sorunlara odaklanırlar.

8. İyi gün dostudurlar

Kendi problemleri her zaman ilk sıradadır. Çok sıradan şeyler olsa bile... Bu insanlar zengin olsalar bile maddi bir güçlükle karşılaşan 'en yakın' dostlarına herhangi bir destek vermekten kaçınırlar... tabii ki bu destek kendi çıkarlarına uygun değilse.

Zehirli insanlar problemlerinin çözümlerini başkalarından beklerler. Çok yakınımızdan bir örnek vermek gerekirse, yaşadığı sokağın yolunda bir arıza ya da bozulma varsa belediyeyi suçlar fakat çözüm için hiçbir şey yapmazlar. Ya da bazen yaşanan toplumsal sorunlarla ilgili uzlaşmacı ve çözüme yönelik hareket etmektense bir takım grupları, toplumsal kesimleri, hatta bazen azınlıkları suçlar toplumsal kin ve nefretin büyümesine bile sebep olabilirler. Diyalog bu insanlar için genellikle (kendi çıkarlarına uygun değilse) bir seçenek değildir (bkz. 'böl ve fethet'). Bu nedenle sorunları, şikayetleri ve suçlamaları hiçbir zaman son bulmaz.

Zehirli insanlardan kurtulmak için yapmanız gerekenler


Birçok zehirli insan narsisist kişilik bozukluğunun da semptomlarına sahiptir. Bu insanları genellikle düzeltemezsiniz çünkü düzeltilmeleri gerektiğini düşünmezler; çünkü zaten onlar her zaman haklıdır ve sorun her zaman başka kişilerde veya olaylardadır.

İşin kötü yanı bu insanlar zehirlerini hiç farkına varmasanız da size zerk ederler. Bu yazıyı okuduktan sonra yakın ya da uzak çevrenizde bu tarz insanlar var mı ve siz bu insanların ne kadar etkisindesiniz, tartmaya çalışın. Evet, çok kolay değil, belki çok sevdiğiniz ve yakınınızda biri, fakat bu insanları hayatınızdan çıkardıktan sonra mutlaka yaşam kalitenizin yükseldiğini ve eskiden keyif almadığınız, daha doğrusu bu insanların keyif almanıza izin vermediği şeylerden keyif alabildiğinizi fark ettiğinizde şükretmeniz garanti.

Fakat bu insanlardan kurtulmak Maalesef o kadar da kolay değil. Özellikle sizi etkilemeye başladılarsa... Böyle bir durumda şunları hatırlayın:

- Zehirli insanlar mahreminize, kişisel sınırlarınıza saygı göstermezler. Bu nedenle siz onlardan uzaklaşmaya çalıştıkça daha fazla üzerinize gelebilirler. Bu nedenle sabırlı olun.

- Sabrın sonu selamet... yine de bu tarz insanlar öylesine darlayıcı olabiliyorlar ki onlara bir açıklama yapmak zorunda hissedebilirsiniz. Hayatınızdan çıkarttığınız hiçkimseye bir açıklama borçlu değilsiniz.


- Bu insanlar facebook, twitter ve bilimum sosyal medya platformuna sızmış ve sizi takip ediyorsa... Kullandığınız tüm sosyal medya platformlarında onu engelleyin.

- İlla bir açıklama yapmak zorunda hissediyorsanız da... biraz eski usul takılın. Alın bi kalem-kağıt mektup yazın.

- Zehirli insanlar iş arkadaşınız, hatta patronunuz bile olabilir. Bu kişileri bıçakla keser gibi hayatınızdan çıkarmanız -doğal olarak- pek mümkün değil. Böyle bir durum söz konusuysa mesafe koyun.

- Eğer zehirli insanlar ailenizden biri ise (çünkü neden olmasın) ne yapacaksınız? Teyzeniz, amcanız, hatta babanız bile zehirli insan olabilir. Evet, söz konusu aile olunca gerçekten duygusal bariyerleri yıkmak çok zor fakat imkansız değil. Tek başına zorlanacağınızı hissediyorsanız profesyonel yardım almaya çalışın. Unutmayın bir insanın size kan bağı var diye onu sevmek ya da ona saygı duymak zorunda değilsiniz. Eğer sizi engellediğini hissediyorsanız biraz daha zor olsa da yukarıdaki adımları deneyebilirsiniz. Gerçekten size faydası olduğunu bildiğiniz arkadaşlarınızdan destek alabilirsiniz. Ayrıca mutlaka diğer aile fertleriyle bu konuyu paylaşın, onlardan gelen tepkileri ve tavsiyeleri tartın... ve buna göre o kişiden en az etkilenebileceğiniz bir ilişki modeli oluşturmaya çalışın.

İnanın zehirli insanlardan kurtulduğunuzda çok daha mutlu ve özgür hissedeceksiniz. Kolay gelsin...

Alıntı Linki : http://www.mynet.com/haber/saglik/bu-8-ozelligi-tasiyan-insanlari-kendinizden-uzak-tutmaniz-hayriniza-2637962-1


3
Balıkçılık / Türkiye Balık Avlak Yeri Haritaları İndir
« : 20 Haziran 2018, 13:20:43 »
ADANA      https://avlakharitalari.ormansu.gov.tr/AvlakHaritalari/1.jpg

ADIYAMAN      https://avlakharitalari.ormansu.gov.tr/AvlakHaritalari/2.jpg

AFYON      https://avlakharitalari.ormansu.gov.tr/AvlakHaritalari/3.jpg

AĞRI      https://avlakharitalari.ormansu.gov.tr/AvlakHaritalari/4.jpg

AMASYA      https://avlakharitalari.ormansu.gov.tr/AvlakHaritalari/5.jpg

ANKARA      https://avlakharitalari.ormansu.gov.tr/AvlakHaritalari/6.jpg

ANTALYA      https://avlakharitalari.ormansu.gov.tr/AvlakHaritalari/7.jpg

ARTVİN      https://avlakharitalari.ormansu.gov.tr/AvlakHaritalari/8.jpg

AYDIN      https://avlakharitalari.ormansu.gov.tr/AvlakHaritalari/9.jpg

BALIKESİR      https://avlakharitalari.ormansu.gov.tr/AvlakHaritalari/10.jpg

BİLECİK      https://avlakharitalari.ormansu.gov.tr/AvlakHaritalari/11.jpg

BİNGÖL      https://avlakharitalari.ormansu.gov.tr/AvlakHaritalari/12.jpg

BİTLİS      https://avlakharitalari.ormansu.gov.tr/AvlakHaritalari/13.jpg

BOLU      https://avlakharitalari.ormansu.gov.tr/AvlakHaritalari/14.jpg

BURDUR      https://avlakharitalari.ormansu.gov.tr/AvlakHaritalari/15.jpg

BURSA      https://avlakharitalari.ormansu.gov.tr/AvlakHaritalari/16.jpg

ÇANAKKALE      https://avlakharitalari.ormansu.gov.tr/AvlakHaritalari/17.jpg

ÇANKIRI      https://avlakharitalari.ormansu.gov.tr/AvlakHaritalari/18.jpg

ÇORUM      https://avlakharitalari.ormansu.gov.tr/AvlakHaritalari/19.jpg

DENİZLİ      https://avlakharitalari.ormansu.gov.tr/AvlakHaritalari/20.jpg

DİYARBAKIR      https://avlakharitalari.ormansu.gov.tr/AvlakHaritalari/21.jpg

EDİRNE      https://avlakharitalari.ormansu.gov.tr/AvlakHaritalari/22.jpg

ELAZIĞ      https://avlakharitalari.ormansu.gov.tr/AvlakHaritalari/23.jpg

ERZİNCAN      https://avlakharitalari.ormansu.gov.tr/AvlakHaritalari/24.jpg

ERZURUM      https://avlakharitalari.ormansu.gov.tr/AvlakHaritalari/25.jpg

ESKİŞEHİR      https://avlakharitalari.ormansu.gov.tr/AvlakHaritalari/26.jpg

GAZİANTEP      https://avlakharitalari.ormansu.gov.tr/AvlakHaritalari/27.jpg

GİRESUN      https://avlakharitalari.ormansu.gov.tr/AvlakHaritalari/28.jpg

GÜMÜŞANE      https://avlakharitalari.ormansu.gov.tr/AvlakHaritalari/29.jpg

HAKKARİ      https://avlakharitalari.ormansu.gov.tr/AvlakHaritalari/30.jpg

HATAY      https://avlakharitalari.ormansu.gov.tr/AvlakHaritalari/31.jpg

ISPARTA      https://avlakharitalari.ormansu.gov.tr/AvlakHaritalari/32.jpg

İÇEL      https://avlakharitalari.ormansu.gov.tr/AvlakHaritalari/33.jpg

İSTANBUL      https://avlakharitalari.ormansu.gov.tr/AvlakHaritalari/34.jpg

İZMİR      https://avlakharitalari.ormansu.gov.tr/AvlakHaritalari/35.jpg

KARS      https://avlakharitalari.ormansu.gov.tr/AvlakHaritalari/36.jpg

KASTAMONU      https://avlakharitalari.ormansu.gov.tr/AvlakHaritalari/37.jpg

KAYSERİ      https://avlakharitalari.ormansu.gov.tr/AvlakHaritalari/38.jpg

KIRKLARELİ      https://avlakharitalari.ormansu.gov.tr/AvlakHaritalari/39.jpg

KIRŞEHİR      https://avlakharitalari.ormansu.gov.tr/AvlakHaritalari/40.jpg

KOCAELİ      https://avlakharitalari.ormansu.gov.tr/AvlakHaritalari/41.jpg

KONYA      https://avlakharitalari.ormansu.gov.tr/AvlakHaritalari/42.jpg

KÜTAHYA      https://avlakharitalari.ormansu.gov.tr/AvlakHaritalari/43.jpg

MALATYA      https://avlakharitalari.ormansu.gov.tr/AvlakHaritalari/44.jpg

MANİSA      https://avlakharitalari.ormansu.gov.tr/AvlakHaritalari/45.jpg

K. MARAŞ      https://avlakharitalari.ormansu.gov.tr/AvlakHaritalari/46.jpg

MARDİN      https://avlakharitalari.ormansu.gov.tr/AvlakHaritalari/47.jpg

MUĞLA      https://avlakharitalari.ormansu.gov.tr/AvlakHaritalari/48.jpg

MUŞ      https://avlakharitalari.ormansu.gov.tr/AvlakHaritalari/49.jpg

NEVŞEHİR      https://avlakharitalari.ormansu.gov.tr/AvlakHaritalari/50.jpg

NİĞDE      https://avlakharitalari.ormansu.gov.tr/AvlakHaritalari/51.jpg

ORDU      https://avlakharitalari.ormansu.gov.tr/AvlakHaritalari/52.jpg

RİZE      https://avlakharitalari.ormansu.gov.tr/AvlakHaritalari/53.jpg

SAKARYA      https://avlakharitalari.ormansu.gov.tr/AvlakHaritalari/54.jpg

SAMSUN      https://avlakharitalari.ormansu.gov.tr/AvlakHaritalari/55.jpg

SİİRT      https://avlakharitalari.ormansu.gov.tr/AvlakHaritalari/56.jpg

SİNOP      https://avlakharitalari.ormansu.gov.tr/AvlakHaritalari/57.jpg

SİVAS      https://avlakharitalari.ormansu.gov.tr/AvlakHaritalari/58.jpg

TEKİRDAĞ      https://avlakharitalari.ormansu.gov.tr/AvlakHaritalari/59.jpg

TOKAT      https://avlakharitalari.ormansu.gov.tr/AvlakHaritalari/60.jpg

TRABZON      https://avlakharitalari.ormansu.gov.tr/AvlakHaritalari/61.jpg

TUNCELİ      https://avlakharitalari.ormansu.gov.tr/AvlakHaritalari/62.jpg

ŞANLIURFA      https://avlakharitalari.ormansu.gov.tr/AvlakHaritalari/63.jpg

UŞAK      https://avlakharitalari.ormansu.gov.tr/AvlakHaritalari/64.jpg

VAN      https://avlakharitalari.ormansu.gov.tr/AvlakHaritalari/65.jpg

YOZGAT      https://avlakharitalari.ormansu.gov.tr/AvlakHaritalari/66.jpg

ZONGULDAK      https://avlakharitalari.ormansu.gov.tr/AvlakHaritalari/67.jpg

AKSARAY      https://avlakharitalari.ormansu.gov.tr/AvlakHaritalari/68.jpg

BAYBURT      https://avlakharitalari.ormansu.gov.tr/AvlakHaritalari/69.jpg

KARAMAN      https://avlakharitalari.ormansu.gov.tr/AvlakHaritalari/70.jpg

KIRIKKALE      https://avlakharitalari.ormansu.gov.tr/AvlakHaritalari/71.jpg

BATMAN      https://avlakharitalari.ormansu.gov.tr/AvlakHaritalari/72.jpg

ŞIRNAK      https://avlakharitalari.ormansu.gov.tr/AvlakHaritalari/73.jpg

BARTIN      https://avlakharitalari.ormansu.gov.tr/AvlakHaritalari/74.jpg

ARDAHAN      https://avlakharitalari.ormansu.gov.tr/AvlakHaritalari/75.jpg

IĞDIR      https://avlakharitalari.ormansu.gov.tr/AvlakHaritalari/76.jpg

YALOVA      https://avlakharitalari.ormansu.gov.tr/AvlakHaritalari/77.jpg

KARABÜK      https://avlakharitalari.ormansu.gov.tr/AvlakHaritalari/78.jpg

KİLİS      https://avlakharitalari.ormansu.gov.tr/AvlakHaritalari/79.jpg

OSMANİYE      https://avlakharitalari.ormansu.gov.tr/AvlakHaritalari/80.jpg

DÜZCE      https://avlakharitalari.ormansu.gov.tr/AvlakHaritalari/81.jpg

4
Haberler / Biz cezaya razıyız, siz yeter ki şehit olmayın
« : 18 Haziran 2018, 09:37:03 »
Manisa’nın Salihli ilçesinde bir genç, polise destek olmak için aracının camına “Biz cezaya razıyız, siz yeter ki şehit olmayın” yazısını yazdı.



Salihli’de müzisyenlik yapan 29 yaşındaki Niyazi Güney, arabasına, Ne kadarda sizi görünce heyecanlansak da, 5 saniyenin içinde teybin sesini kısıp, emniyet kemerini takıp, eksozu ve sisleri kapatsak da razıyız cezaya, yeter ki siz şehit olmayın” yazısını yazarak polise destek oldu.

Otomobiliyle Salihli İlçe Emniyet Müdürü Mehmet Taşcı’yı ziyaret eden Güney, "Devletimize ve polisimize destek olmak için yazdım. Televizyonlardan şehit polislerimizi gördük. Şehidimizin 14 aylık bebeğini gördüm. Bu benim çok zoruma gitti. Aracımla Salihli’de gezdim. Tek parça çaldık, şehitler ölmez diye. Polislerimizi Allah başımızdan eksik etmesin" dedi.

"Sizlerinde ayağına taş değmesin” diyen İlçe Emniyet Müdürü Taşcı, "Bu ülkenin birlik ve beraberliğini birlikte sağlayacağız. Terör örgütlerine karşı mücadelemiz her zaman devam edecek. Bizim canımızda, kanımızda bu ülkeye feda olsun” dedi.

Emniyet Müdürü Taşcı, Niyazi Güney’e duyarlılığından dolayı teşekkür ederek hatıra fotoğrafı çektirdi.

5
Serbest Kürsü / Fatura bedelimiz
« : 13 Haziran 2018, 15:11:05 »
Nurgül, yoksul bir ailenin çocuğuydu ve okul giderlerini karşılamak için kapı kapı dolaşarak eşyalar satıyordu.

O gün, hiçbir şey satamamıştı ve karnı da çok açtı.
Bundan sonra çalacağı ilk kapıdan yiyecek bir şeyler istemeye karar verdi.
Kapıyı açan sevimli genç bayanı görünce utandı.

Yiyecek bir şeyler yerine:
“Affedersiniz, bir bardak su rica edebilir miyim?” diyebildi yalnızca.

Genç bayan, çocuğun aç olabileceğini düşünerek kocaman bir bardak süt getirdi ona. Çocuk, sütü yavaş yavaş içine sindirerek içtikten sonra :
“Çok teşekkür ederim, borcum ne kadar?” diye sordu genç bayana.

Genç Bayan, “Borcunuz yok” diyerek, yüzünde sıcak bir gülümsemeyle devam etti;
“Annem, gösterdiğimiz şefkat ve nezaket karşılığı olarak asla bir bedel ödenmesini beklemememizi öğretti bize” dedi.

Çocuk :
“O halde çok teşekkürler, yürekten teşekkür ederim size” dedi.
 
Nurgül, evin önünden ayrıldığı zaman kendisini yalnızca bedensel olarak değil, ruhsal olarak da güçlü hissediyordu.

Yıllar sonra genç bayan çok ender rastlanan bir hastalığa yakalanmıştı. Yöredeki doktorlar çaresiz kalınca, hastalığı ile ilgili araştırmalar yapılması için onu büyük kente gönderdiler.

Dr. Nurgül, görüş alışverişi yapması için çağrıldığı hastanın hangi kasabadan geldiğini duyunca heyecanlandı. Artık genç olmasa da yıllar önce kendisine sevgiyle yaklaşan bayanı ilk gördüğü anda tanımıştı ve onun yaşamını kurtarmak için elinden geleni yaptı.

Uzun süren tedaviden sonra bayan sağlığına kavuştu. Dr. Nurgül, denetlemesi için önüne getirilen faturaya şöyle bir baktı ve üstüne bir şeyler yazarak zarfın içine koydu ve hasta bayanın odasına gönderdi.

Kadın elleri titreyerek aldı zarfı eline.
Açmaya korkuyordu …

Hastane faturasını asla ödeyemeyeceğini ve geri kalan yaşamı boyunca bu faturayı ödemek için çalışacağını biliyordu. Sonunda zarfı açtı ve faturaya iliştirilmiş bir not dikkatini çekti.

Kâğıtta şunlar yazılıydı:
“Hastane giderlerinin tamamı bir bardak süt karşılığı ödenmiştir.”


Fatura bedelimiz

6
Serbest Kürsü / Birlik Olmalıyız
« : 13 Haziran 2018, 11:44:51 »
Çocuğunu okula yazdıracaksın. Araştırdın sordun soruşturdun. Herkes Nihal öğretmen iyidir dedi. Gittin okula kayıt için, bir de baktın ki Mhp il başkanının eşi. Bildiğin koyu ülkücü. Vazgeçmezsin, okulda chp’li ak partilili öğretmen aramazsın. O bildiğin ülkücü öğretmene emanet edersin çocuğunun geleceğini. Senden benden de iyi sahip çıkar. Kendi çocuğu gibi gözünden bile sakınır.

Ak partili esnafsın, bankada acil işin var… Dükkanda kalfa, çırak yok… Kilit vurmak yerine dükkanı Chp`li yan komşun kasap Mehmet’e emanet edersin; komşu gözkulak olur musun bir saat işim var dersin, o da kendi dükkanı gibi bakar, Ak Parti il merkezini arayıp bu ricada bulunamazsın. Bulunsan da gelip dükkanını bekleyen olmaz.

Chp’lisin gece saat 02:00, 3 yaşındaki bebeğin ateşlenmiş altında araban yok, Ak Partili üst komşunun emekli polis memuru Rıza amcanın zilini çalarsın, pijamalarıyla koşar gelir. Alır oğlunu götürür hastaneye. Gece boyu seninle nöbet tutar başında. Chp il başkanlığını aramazsın. O saatte arasan da bırak geleni, telefona bakan bile olmaz….

O partilisin, bu partilisin, ideolojin, fikrin ne olursa olsun bu yaşına kadar yanında olduğun, sokağa çıktığında selâmlaştığın, hal hatırını soran dostların, arkadaşların, komşuların, akrabaların seninle aynı fikri paylaşmak zorunda değildir. Ve yaşadığın sürece iyi ya da kötü gününde bu insanlar senin yanındadır her zaman…

Düğün dernek edersin misafirlerinin arasında Ak Partili de, Chp’li de, Mhp’li de vardır… Hediye getirirler, altın takarlar; cenazen olur taziyeye gelirler. Yeri gelir tabutunun altına hep birlikte girer, omuz verirler. Arkandan helal ederler haklarını. Düğününe, taziyene Ak Parti Genel Başkanı gelmez, Cumhurbaşkanı gelmez, Chp Genel Başkanı gelmez, Mhp Genel Başkanı ya da başbakan da gelmez…

Selanı bile duymaz onlar. Ama olur da onlar yüzünden kırarsan sevdiklerini bu sefer işte o zaman yalnız hissedersin kendini. Halayın başına girdirecek komşu da bulamazsın, cenazende fatihanı okuyacak dostta…

Siyasi görüş farklılıkları yüzünden tepedekilerin tepişmeleriyle ‘sen komşunla, eşinle, dostunla tepişme… Dünya bir tane ve hepimiz burada yaşıyoruz, ama acı ama tatlı, güçlü ve akıllı olmak zorundayız..

Güçlüyseniz, akıllıysanız bölünmeyin birleşin… Daha sıkı sarılın birbirinize, oyunlara gelmeyin…

Klavye başında birbirinize küfür, tehdit sallayarak siyaset yapmayın… Siyasetinizi sandıkta yapın..

Bizim birbirimize ihtiyacımız var, birlik olmaya ihtiyacımız var.

Siyasi kimliklerimizin, ideolojilerimizin, ırklarımızın, milletlerimizin, dinlerimizin taaaa arkasında olan birisi var. İNSAN olan halimiz. Birbirimize baktığımızda taaa derinlerdeki o kimliği görmeyi başarmalıyız.

“Hep birlikte yaşamak istiyor ama hep birlikte ölmek istemiyorsak birbirimize saygı duymayı öğrenmeliyiz…”


Birlik Olmalıyız

8
Kişisel Sayfanız / Justice - Admin'in Sayfası
« : 09 Haziran 2018, 10:07:44 »
Merhaba,

Burası benim sayfam.

Arada sırada paylaşmak istediklerimi buradan paylaşacağım.

10
Yiğitbaşı Velî Hazretlerini araştırırken bu kitabın Şehzadeler Belediyesi Kültür Yayınları tarafından basıldığını gördüm.

Şehzadeler Belediyesi İletişim Formu'nu kullanarak kitabı rica ettim.

07.06.2018 tarihinde Yiğitbaşı Velî Ahmed Şemseddîn-i Marmaravî Hz. (Prof. Dr. Ahmet ÖGKE) kitabı elime ulaştı.

E-postanın cevaplanmasında emeği geçen, talebimi yetkili birimlere ileten, talebimi onaylayan, gönderi işlemlerini yapan, bu uğurda emeği geçen ve adım atan herkesten Allah razı olsun. Rabbim dostunun şefeatine nail eylesin. 

Kendilerine çok teşekkür ediyorum.

İlk resimler;





12
Video / 2001 Krizi
« : 06 Haziran 2018, 15:27:39 »

16
Sağlık / Historionik Kişilik Bozukluğu
« : 03 Haziran 2018, 12:48:59 »
Kişilik bozuklukları uzun dönemli, şiddetli ve dirençli düşünce ve davranış kalıplarıyla karakterize olmuş zihinsel bozukluklar sınıfıdır. Bir durumun kişilik bozukluğu olarak tanı alabilmesi için sosyal yaşantı üzerinde oldukça kısıtlayıcı bir davranış düzeni olması gerekmektedir.

Histrionik kişilik bozukluğu tanısı, hayatlarında sürekli aşırı dramatik davranarak  dikkat çekmeye çalışan insanlar için kullanılmaktadır. Histerik kişilik tanımlamasıyla da karşılaşmak mümkündür ancak Histrionik kişilik bozukluğuna Histeri rahatsızlığından farklı yaklaşmak gereklidir. Latincede tiyatro oyuncusu anlamına gelen Histrionik tabiri Hipokrat’ın 2400 yıl önce tanı koyduğu Histeri rahatsızlığından farklıdır.

Tanı Koydurucu Özellikler

Temelde DSM 4 de yer aldığı gibi Histrionik kişilik bozukluğu tanısı koyulabilmesi için, aşağıdakilerden en az 5 inin olması ile belirli, genç erişkinlik döneminde başlayan ve değişik koşullar altında ortaya çıkan, aşırı duygusallık ve ilgilenilme arayışı gösteren sürekli bir örüntü;

1-İlgi odağı olmadığı durumlarda rahatsız olma

2-Başkalarıyla iletişimin çoğu zaman uygunsuz bir şekilde cinsel yönden baştan çıkarıcı davranışlarla belirli olması

3-Hızlı değişen ve yüzeysel kalan duygular sergileme

4-İlgiyi çekmek için fiziksel görünümü kullanma

5-Aşırı düzeyde başkalarını etkilemeye yönelik ve ayrıntıdan yoksun bir konuşma biçimi olması

6-Gösteriş yapma, yapmacık davranma ve duygularını aşırı bir abartı ile gösterme

7-Telkine yatkın olma, kolay etkilenme

8-İlişkilerin olduğundan daha yakın olması gerektiğine inanma.

Histrionik kişilik bozukluğunun toplum içerisinde ‘İlgi Arsızlığı’ olarak adlandırıldığını da görebiliriz. Bu kişiler,diğerleri üzerinde duygusal ve olumlu izlenimler bırakma çabasındadırlar.Başkalarını etkilemek ve övgü almak, hastalık için kilit noktadır.Günlük

yaşantılarında dikkatleri üzerlerine toplama isteği ile hareket ederler,ilgi görmemek onlar için bir yıkımdır.Kendilerine güvenleri onayın sürekliliğiyle ilişkilidir.

Histrioniklerin dikkatleri üzerlerine çekerek ilgi görmek, iltifat almak için başvurdukları yöntemler belirgindir.İletişim esnasında en belirgin olan özellikleri olayları dramatize ederek acınası bir durumdaymış gibi gözükmek,tepki ve mimiklerini abartılı şekilde ortaya koymak,konuşmalarında sık sık dramatik vurgular yapmaktır.

Temeldeki inançları aslında çekici bir birey olmadıkları, mutlu olmak için diğerlerinin beğenisine ihtiyaçlarının olduğu, hayran olunmaya haklarının olduğu hatta insanların da aslında kendilerine hayran olmak için var olduğu, zevklerini engellemeye kimsenin hakkının olmadığı fikirleri üzerine temellenmiştir. Kendi geliştirdikleri şartlı inançları ise, insanları etkilemezlerse bir hiç olacakları, diğerlerini eğlendirmezlerse dışlanacakları ve yardım görmeyecekleri fikirlerine dayanmaktadır.

Histrioniklerin iç dünyalarının oluşmadığı düşünülmektedir. Hastalar sürekli çevrelerindekilerden ilgi ve kabul görmek amaçlı yaşadıkları için kendi tercih ve isteklerini sürekli bastırmaktadırlar. Bu şekilde geçmiş yaşantılara dair bir belleklerinin olmadığını söyleyebiliriz. Kendilerini yaşadıkları ilişkilere ve kişiler üzerinde bıraktıkları izlenimlere göre tanımlarlar. Yani başkaları olmadan onlar da bir hiçtir; öyle ki ilgi odağı olmadıklarında çevresindekileri kendilerine odaklamak için olmamış sahte olaylardan,yaşantılardan bahsederler, gösteri amaçlı davranışlar sergilerler.

Aniden yalancı iç görü kazanabiliriler, ancak kalıcı bir etkisi yoktur, gelip geçicidir. Bilişsel olarak unutmaya bastırmaya yatkındırlar, bu sebeple duyguları, düşünceleri, inançları sıklıkla değişir.Bu gelip geçici yaşantıları esnasında kolaylıkla yalan söyleyebilirler.

İnsanlarla ilişkileri sığdır, iyi geçinseler dahi derinlik ve süreklilik yoktur. Tekdüzelik, sürekli aynı olay ve kişiler histrionikler için dayanılmazdır. .Sevgileri çok yüzeysel olmasına rağmen henüz tanıştıkları bir kişiye fazlaca güvenip onların telkinleri doğrultusunda hareket edebilirler. Yeni karşılaştıkları birisiyle aniden çok samimi olabilirler, aynı anda karşılarındaki kişiye kur yapar konuma dahi gelebilirler. Etki altında kalmaları kolaydır.

Yaşamlarını kendi başlarına sürdürmek için gerekli temel yetenekleri edinemedikleri gibi sırf görünüşleriyle takdir, kabul görmeye çalışırlar. Bu yüzden rekabetçilik yaşamlarına çok uzak bir kavramdır. Diğerlerinin düşüncelerini irdelemeden kabul edebilirler, çünkü stres altındayken gerçeği tek başlarına irdeleme yetenekleri çok zayıftır.

Konuşmalarında sürekli sevilip sevilmediklerini sorup terk edilemeyecekleri anlamında sözler arayışındadırlar.

Genel olarak tavırlarının bir tiyatro sahnesindeymiş gibi olduğunu söyleyebiliriz. Abartılı olarak duygusal tepkiler ve mimik hareketlerinde bulunurlar, öyle ki toplum içinde bu şekilde davranarak yakınlarını utandırırlar, tepkileri tutarsız ve aniden değişebilir olduğu için çevrelerindekiler tarafından yadırganırlar.Örneğin aniden gelişen ağlama veya öfke nöbetleri, aşırı çocuksu sevinç tepkileri gözlenebilir.

Gereksiz isteklerde bulunabilen, huysuzca davranan kişilerdirler, hareketlerinin tek amacı ilgi ve dikkati kendi üzerlerine çekmektir. Aslında yaşantılarında, çevrelerindeki ilgi çekmek üzere bir araç gibi kullanırlar. Kıyafet ve aksesuar alışverişi, makyaj yapma gibi konularda gereğinden fazla zaman ve para harcayabilirler, çok fazla kullanmadıkları kıyafetle dolu bir gardırop buna açık bir örnektir.

Bu rahatsızlığın söz konusu olması Histrioniklerin cinsel anlamda baştan çıkarıcı, kışkırtıcı, flörtçü kişiler olduğunu da açığa vurmaktadır. Histrionikler cinsel çekiciliklerini, dikkat çekip ilgi görmek için bir araç haline getirmektedirler.Erken yaşlarda, cazibenin başkaları üzerinde denetim sağlamakta, ihtiyaçlarını giderme konusunda işlevselliğini keşfederler.Engellenme ve reddedilmeye bu konuda da dayanamazlar.Histrionikler için duygu sömürüsü hastalık için nasıl bir temel unsursa cinsel kışkırtıcılıklarını kullanmaları da aynı şekilde bir temel unsurdur.

Devamlı olarak değişim, şatafat, canlılık peşindedirler. Kendilerini ön plana çıkaran, isteklerini ön plana çıkaran, samimi olmayan, isteklerini yaptırmaya zorlayıcı tutumları, olaylara genel olarak yaklaşım tarzları olduğu için çevreleri tarafından reddedilebilirler.Bu durum histrionikler için büyük bir bunalımdır.Sürekli şeylerden, aynılıktan hiç haz etmezler, büyük bir hevesle başladıkları işleri heyecanları geçtiği için yarıda bırakabilirler.İşi bitirmenin gerekliliği ya da sonucun yaratacağı mutluluk tekrar istek uyandırıcı bir unsur değildir.

Histrionik kişilik bozukluk tanısı ile Borderline(sınır) kişilik bozukluğu tanısının aynı hastalara konulma ihtimali daha yüksektir.Yapılan araştırmalara göre ise bireylerde, Panik bozuklukla beraber en fazla Histrionik kişilik bozukluğu; Obsesif-kompulsif bozuklukla beraberse en fazla Borderline kişilik bozukluğu görülmektedir.

Etiyoloji
Toplumdaki cinsiyet rollerinin sebep olduğu düşünülen histrionik kişilik bozukluğunun üzerinde genetik etkenlerin de rolü oldukça düşüktür.

Genel olarak histrionik kadınların cezp edici davranışlar sergiledikleri; histrionik erkeklerinse daha çok başkalarını yücelterek, fırsat bulunca baştan çıkartıcı davranışlarda bulunarak problemi ortaya koydukları söylenilebilir. Genel düşünce zincirleri şu şekildedir;

Dış uyaranların isteklerine göre düşünme,
Ayrıntılara ve etkilenme derecesine göre değişen tepkiler verme
Histrionik kişilik bozukluğunun kadınlarda daha çok görülmesinin sebepleri hakkında farklı açıklamalar bulunmaktadır. Ancak en çok öngörülen açıklama, histrioniğin küçük bir çocukken edindiği anne baba örüntüsüdür. Bir histrioniğin prototipi; babalarının üstüne titreyip el üstünde tuttuğu biricik kız çocuklarıdır.Küçük kız esirgenme ve bakımın güçlü bir erkekten sağlandığını,dahası bu kaynaklara erişmenin ‘sevimlilik’ ile mümkün olduğunu öğrenir.Hele bir de babası küçük kızına annesine olduğundan daha fazla ilgi göstererek, anneyle dalga geçiyorsa, Freud’a göre kızların kendilerini anneleriyle yarışta gördükleri bu dönemdeki izlenimleri, diğer tüm kadınların beceriksiz ve bayağı olduğudur.

Babanın dikkatini çekmek için küçükken kullanılan dramatik teşhircilik ve flörtçü davranışlar histrionik rahatsızlığın temelini oluşturmaktadır.

Histrionik kişilik bozukluğu semptomları yaşlandıkça azalma göstermektedir. Bunun ana sebebi olarak rahatsızlığın bir yandan da enerjik olmayı gerektirmesi gösterilebilir.

Epidemiyoloji

Histrionik kişilik bozukluğunun toplumda %2 ya da %3 oranında görüldüğü bildirilmektedir.Rahatsızlık bayanlarda daha sık görülmekteyken, her iki cins için de karşılaşma riski aynıdır.

Öncelikle Histrionik kişilik bozukluğu ile birlikte görülebilen ya da benzer taraflar gösteren hastalıkları bilmekte fayda vardır;

Somatizasyon Bozukluğu

Majör Depresyon

Konversiyon Bozukluğu

Kişilik Bozuklukları (Borderline, Narsistik, Antisosyal, Bağımlı Kişilik Bozuklukları)

Tedavi

Histrionik kişilik bozukluğunda temel bilişsel problem, hastanın bastırma savunma mekanızmasını normal insanlardan daha sık kullanarak, geçmişlerini kendileri için daha silik hale getirmeleriydi. Bozukluğun düzeltilmesi için temel adım da hastaların aslında farkında olmadıkları, yalan söyleyerek , olmamış gibi davranarak bastırdıkları asıl düşüncelerinin farkına varmalarını sağlamaktır.

Terapist tarafından duyguların netleştirilmesi, doğru ifade edilmelerinin sağlanması önemlidir. Derinde yatan duyguların keşfi ve bunların hastaya ifade edilmesi üzerinde durulması iyileştirici açıdan terapistin üzerinde durması gereken konulardır. Gerçek duygularının farkında olmamaları, yanlış ya da yalan şeyleri savunmaları için çok doğaldır.

İçgörü sahibi olmamaları histrionik bozukluğun önemli noktalarından birisidir çünkü bu sebeple yaptıklarını doğru ya da yanlış değerlendirmeleri yüksek oranda yanlış olacaktır. İçgörü kazandırmak için izlenecek yol hastaların sevgi ilişkilerini güçlendirmek için de önemli olacaktır.

Kendilerini ifade ettirmeye yönelik temellendirilmesi doğru olan terapilerde terapötik bir yaklaşım izlenmelidir Aslında ilgisizlik karşısında kendilerini çok kötü hissedecek olan histrionikler terapistlerinden destek ve yönlendirme beklemektedirler. Bu durum tedavinin daha çabuk sonuç vermesi açısından oldukça önemlidir.Grup veya bireysel olarak yapılacak olan analitik yönelimli psikoterapilerin de etkili olduğu düşünülmektedir.

17
Dokunmatik ekranlar hakkında bilgi
Teknolojinin gün geçtikçe daha iyi ve tamamen kullanıcıların kullanımını kolaylaştırması adına ortaya çıkardığı pek çok ürünün arasında yakın tarihten beri kullandığımız dokunmatik ekranlar da yer almaktadır.

Dokunmatik ekran laptoplar, saatler, dokunmatik ekranlı cep telefonları, tabletler ve bu tabletlere özel dokunmatik ekran kalemleri gibi pek çok dokunmatik ekran çeşitleri bireylerin kullanımına sunulmuş ve isteyen kullanıcı istediği aleti satın alarak kullanma özgürlüğüne kavuşmuştur. Bu tip teknolojilerin en sık kullanıldığı alanlar kuşkusuz ki cep telefonlarıdır. Hayatlarımıza “akıllı telefon” tabirini sokan teknoloji devlerinin bu akıllı telefonların hepsinde kullandığı ortak teknoloji dokunmatik ekran teknolojisidir.

Dokunmatik ekranların hayatımıza yerleşmesi
Aslında dokunmatik ekranın hayatlarımıza sadece akıllı telefonlar vasıtasıyla yerleştiğini söylemek pek mümkün olmamaktadır. Çünkü aslında farkında olmasak da yakın geçmişten beri süregelen dokunmatik ekran teknolojisini kullandığımız alanlar biz hiç farkında olmasak da hayatımızda sık sık yer almaktaydı.

Buna örnek verecek olursak; bankaların bankamatiklerinde kullandığı tuşlu sistemlerin yanında bir kaç yıldır zaten hali hazırda bulunan dokunmatik ekranlar, alışveriş merkezlerinde aradığınız mağazayı bulmanızı sağlayan büyük dokunmatik ekranlı yol tarifi ekranları, iş yerlerinizde yer alan takvimli dijital saatlerin dokunularak öğrenilebilmesi ve bunun gibi bir kaç örnekle çeşitlendirilebilecek dokunmatik ekran kullanımı zaten hali hazırda hayatımıza yerleştirilmiştir.

Aslında bu tip bir teknolojinin ortaya çıkış süreci 20. yüzyıl olarak düşünülse de bu bilgi doğru değildir. Çünkü dokunmatik ekranlar ilk olarak 1940’lı yıllarda keşfedilmiştir.

O yıllarda laboratuvarlarda yapılan hummalı çalışmalar sonucunda böyle bir teknolojinin kullanımı mümkün olarak görülse de ancak bundan 60-70 sene sonra alelade kullanıma açılmış ve 20. yüzyılın en çok kullanılan teknolojilerinden biri haline gelmiştir.

Toplumların dokunmatik teknolojisine alışma süreci
Toplumdaki bireylerin dokunmatik ekrana ilk alışma süreçleri dünya devi bir marka olan Apple sayesinde olmuştur. Apple markasının ürettiği ve dünyada en çok kullanılan telefon markalarından biri olan iPhone, dokunmatik ekranı ilk kez 2007 senesinde hayatımıza sokmuş ve dokunmatik ekran çılgınlığı bir çığ gibi büyümüştür.

Daha öncesinde bu teknolojiyi farklı alanlarda kullansalar da ceplerine sığan büyüklükteki telefonlarından bütün işlemlerini parmaklarının ucuyla yapmak tüm kullanıcılar için kolaylık sağlamış ve teknoloji devleri de keskin bir kararla tuş içeren teknolojik ürünlerinin yerini dokunmatik ekranlara bırakmıştır.

Dokunmatik ekran çeşitleri nelerdir?
Dokunmatik ekran teknolojisinin kullanıldığı alanlara göre, bu teknolojinin birbirinden farklı üç ayrı panel şekli bulunmaktadır. Bu dokunmatik ekranların çalışma mantığı ana nokta olarak dokunuşu hissetmek olsa da bazı konularda birbirinden farklı özellikler gösterebilmektedir. Bahsedilen farklılıklar ve sahip oldukları özellikler ise şunlardır;


    Rezistif dokunmatik ekran:
    • Bu tip ekranlar, zaten Türk eğitim sisteminin müfredatında orta okul eğitim seviyesinde öğretilmekte olan direnç prensiplerinin mantığıyla üretilen çok basit dokunmatik panel sistemidir. Bu teknolojiye göre, direncin boyunu uzatmayla birlikte direncin azalımı doğru orantıda ilerlemektedir.
    • Bu direnç seviyesinin artması ya da azalması da iletken kısımdan geçen akımın miktarına göre değişim göstermektedir. Yani işleyiş mantığının özü olarak kullanıcıya istediği işleyişi vermesi için akımdaki değişkenliğin ve potansiyeldeki farklılığın var olması gerekmektedir.
    • Rezistif dokunmatik ekran modellerinde parmakların değdiği ekran da dahil olmak üzere toplam 6 adet tabaka bulunmaktadır. Ekranda dokunduğunuz yüzey esnek bir yapıya sahiptir ve bu yüzeyin altında da devre katmanı adı verilen bir katman bulunmaktadır.
    • Bu devre katmanının iç kısmında iletken bir yapı bulunmaktadır. İletken yapının altında da alt kısım denilen üç ayrı katman daha bulunur. En alt kısımda destek cam tabakası ve üzerinde alt devre tabakası yer almaktadır. Yine iletken bir yapıya sahip olan bu katmanların üst kısımları ekrana parmaklarla basıldığında oluşan basıncın etkisiyle içeriğe doğru bükülen iç yapının bir kısma kadar ilerleyebilmesine yarayan ayraç noktalarını içermektedir.
    • Rezistif dokunmatik ekranların genel özellikleri özetlenirse; dayanıklı olduğu; su vb. dış etkenlerden kolay kolay etkilenmediği, aynı anda yapılan bir çok dokunuşu algılayamadığı, harcadığı enerjinin kullanılmadığı zamanlarda sıfıra yaklaştığı, diğer dokunmatik panellere göre çok daha az geçirgenliğe sahip olduğu ve diğer dokunmatik ekranlara nazaran çalışabilmesi için daha fazla baskı uygulamanız gerektiği söylenebilmektedir.

      Kızılötesi dokunmatik ekran :
      • “Infrared dokunmatik ekran” olarak da geçen kızılötesi dokunmatik ekranlar; hem dış kaynaklı çizilmelere hem de dış kaynaklı darbelere karşı dokunmatik ekranlar arasında en dayanıklı ekran olarak kabul edilmektedir. Bunun dışında dokunmatik ekranlar arasında maddi olarak en pahalı olan ekran tipi kızılötesi dokunmatik ekranlardır.
      • Nazik bir dokunuşla kolaylıkla çalışabilen kızılötesi ekran panellerine ekstradan fazla güç uygulamanın gereği yoktur. Bu dokunmatik ekran çeşidi de kendi içerisinde iki farklı tipe ayrılmaktadır;
      • Optik kızılötesi temelli dokunmatik ekran : Bu tip ekranlara ufak bir dokunuşunuzla ışık sisteminin panelin diğer tarafa geçişini engellediğinizden sistemde yer alan duyargaçlar uyarılarak işlem yürütülmeye başlanır. Panelde yer alan işlemci birimi komutun geldiği noktadan sizin yerinizi belirler ve hem iç kısımda hem de dıştan sizin dokunduğunuz kısımda yapmak istediğiniz işlemin koordinatları belirlenmiş olmaktadır.
      • Isıya duyarlı dokunmatik ekran : En çok mobil cihazlarda kullanılan ısıya duyarlı dokunmatik sistemler, ekran söz konusu olduğunda çok da tercih edilmemektedir. Bunun yerine buton sistemi olan dokunmatik ekranlarda kullanılması daha uygundur.
      • Bu tip ekranların genel özelliklerine bakıldığında; ekstradan bir kalibrasyon gerçekleştirilmesine ihtiyaç duymadığı, üzerlerine yapılacak herhangi bir kaplamaya gerek duymadığı, dayanıklı bir yapıya sahip olduğu, parmaklarınızla dokunmanızın sistemin direkt olarak algılama işlemini başlatabildiği, LED sistemine sahip olduğundan daha sınırlı bir çözünürlük sistemine sahip olduğu, diğer dokunmatik ekranlarda kıyaslandığında yüksek bir maliyete sahip olduğunun ortaya çıktığı ve adından da anlaşılacağı gibi ısıya duyarlı bir sistem olduğundan soğuk denebilecek parmaklarla dokunulduğunda herhangi bir performans gösteremeyeceği söylenebilmektedir.


        Kapasitif dokunmatik ekran :
        • Kapasitif dokunmatik paneller ilk başta anlattığımız dokunmatik ekran çeşitlerinden olan rezistif dokunmatik ekranlara nazaran daha farklı olmaktadır. Yapısında saydam bir biçimde olan yalıtkan malzeme bulunan ve ekranının yapısı daha basit olan kapasitif dokunmatik paneller, bu yalıtkanlığını kullanılan cam malzemesi sayesinde daha dayanıklı olarak mevcut bulundurmaktadır.
        • Kapasitif dokunmatik ekranların özelliklerinin arasında; rezistif ekranlara göre daha çok enerji harcaması, mutlaka parmakla dokunularak işlem gördürülmesi, maliyetli bir yapıya sahip olması, rezistiflere göre çok daha fazla hassaslık içermesi, çoklu dokunmatik kapasitif ekranların önceden rezistif ekranlara göre ayarlaması yapılan işletim sistemlerinde kullanılmasının mümkün olmaması ve çizilme sorunlarının aşılması için üzerine yalıtkan bir tabakanın kaplatılarak dayanıklılığının arttırılmasının mümkün olması gösterilebilmektedir.


        18
        Bunları Biliyor Musunuz? / Nano Teknoloji Nedir ?
        « : 30 Mayıs 2018, 12:21:36 »
        Nano teknolojinin anlamı nedir?
        Nano kelimesinin Yunanca dilinden geldiğini ve dilimizde tekniksel bir kavram olarak kullanılabildiği anlamını görmüş oluruz. Yunancada “Nannos” kelimesinden ayrıştırılmış nano kelimesinin anlamı “cüce” demektir. Günümüzde herhangi bir teknik birimde milyarda birlik bir ifadeyi açıklayabilmek adına kullanılmaktadır. Örneğin; metrelik ölçümün milyarda bini bir nanometredir. Nano teknoloji ve nano bilim ifadeleri, 1-100 baremi arasındaki nanometrik boyutlardaki maddelerin kolaylıkla anlaşılabilmesi, atomik olarak daha işlevsel hale getirilmesi için insanoğlunun kullanmaya başladığı teknolojik birimlerdir.

        Buradan çıkacak sonuç, kısaca moleküllerin ve atomların en küçük birimsel ifadelerini yapabilmek ve her maddeyi atomsal boyutuyla ele almak için kullanılan birimlerin nano teknoloji içerisinde incelendiği durumudur. Yani bilimsel süreçlerde nano teknoloji ürünleri yaratılırken, ele alınan maddelerin atomlarının üzerine yeni atom yapıları değiştirilerek olumlu anlamda yeni moleküler yapılar yaratılabilmekte, doğanın bizlere sunduğu atomik dizilimi kopyalayabilme imkanı kurallarıyla yerine getirilirse maddelerden daha değişik yeni maddeler yaratma imkanı da oluşabilmektedir.

        Nano teknolojinin kullanım alanları
        Konuyla alakalı karşımıza çıkan ana sektörler; çevre sektörü, enerji sektörü, imalat sektörü, malzeme sektörü, uzay araştırmaları sektörü, havacılık sektörü, tarım sektörü, biyoteknoloji sektörü, sağlık sektörü, bilgisayar teknolojileri sektörü ve nano elektrik sektörüdür.

        Nano teknoloji niçin kullanılmaktadır?
        Nano parçacıklar ele alındığında, kendilerinin genelde büyük çaplı yüzeysel alanları ve küçük çaptaki ebatları neticesiyle birbirlerinden ayrılabildikleri durumu göz önünde bulundurulmaktadır. Çünkü bir maddenin ebatsal boyutu, onun tepkimelerine de otomatikman yansımaktadır. Örnek verecek olursak, bir kum tanesi ile bir kayayı karşılaştırdığımızda; her ikisi de öz olarak aynı maddeden gelmiş olsalar da büyüklükleri neticesinde aynı fiziksel rahatlığı gösterememektedirler.

        İşte bu tip ayrışmaları daha minimum seviyede tutup daha fayda temalı işler yapmak isteyen nanoteknoloji mühendisliği, nanoteknoloji örnekleri denilebilecek pek çok faydalı işlev gören madde yaratmakla uğraşmaktadırlar. Böylelikle nano parçacıkların hem şekilleri hem de boyutları kontrol altına alınarak, her ne tip ürün olursa olsun kendisi için imkansız görülebilen hareket kabiliyeti ve yeni özellikler kendilerine kazandırılmaktadır.

        Konuyla ilgili verilebilecek bir başka örnek de gümüş alaşımlı nano parçacıklarının gümüşün büyük halinden çok daha iyi derecede antibakteriyel özelliklere sahip olabilmesi durumudur. Gümüş alaşımlı nano parçacıklar, bakterilerle karşılaştıklarında onların hücre yüzeylerine bir nevi yapışarak hücrelerinin içine gümüş iyonları bırakmaktadırlar. Burada görev alan milyonlarca nano parçacığı bir araya getirilip bir yüzey alanı oluşturulduğunda ise, normal şartlarda büyük sayılabilecek sıradan bir gümüş parçasından daha geniş bir alan kapladıklarının görülebilmesi mümkündür. Yani her ne kadar küçük ve az gözükseler de, aslında çok daha fazla fayda sağlayabilmekte ve çok daha fazla alanı antibakteriyel etki altına alabilmektedirler.

        Nano teknolojinin yaşamımıza katacağı şeyler
        İnsanoğlunun nano teknolojiyle yakından ilgilenmesi kuşkusuz ki yakın gelecekte insan türünün hayatını daha kolay ve daha ayrıcalıklı yaşaması adına oldukça etkili çözümler sunacaktır. Örnek verilecek olursa; dünya üzerindeki insanların bütün maddi manevi birikimlerinini bilgilerinin vb. detaylarının bir kart içerisinde biriktirildiğini öne sürelim. Bu kartın da kimlik kartı yerine kullanılacağını varsayalım. Dünya genelinde bir daha asla parasal düzene gerek kalmadığı için bütün işlemlerin bu kartlar üzerinden döndüğü, sınav bilgileri, okul bilgileri, iş yeri bilgileri, sigorta bilgileri, kurs bilgileri ve daha onlarca aklınıza gelebilecek bilgi birikiminin bu kartlara yüklenmesiyle insanların hayatında ne gibi kolaylıklar yaşanacağını tahmin etmek çok da zor olmamaktadır.

        Bir sağlık kontrolüne gittiğinizde sizlerin geçirdiği hastalıklar, hala sahip olduğunuz hastalıklar, kontrol belgeleriniz, genel sağlık durumunuzun özeti hatta aile üyelerinizin geçmişte geçirdiği hastalık belgeleri ve bunlardan sizi etkileyecek olanların rapor olarak dökümlü olan hallerinin bu karttan okunabildiği bir sistemin meydana gelmesi şimdilik çok ütopik bir fikir gibi görünse de, aslında nano teknoloji alanında çalışan ve ger gün bir ileri adım gidebilen bilim insanları sayesinde bu tip durumların gerçekleşebilmesi insanoğlu için hiç de uzakta olan günler değildir

        Günümüzde kullanılan nano teknoloji ürünleri örnekleri
        Bilim insanlarının yavaş yavaş hayatımıza soktukları nano teknoloji ürünlerinden bazılarını şu şekilde örnekleyebiliriz; kir tutmayan mutfak yüzeyleri, kir tutmayan küvetler, kir tutmayan lavabolar, kir tutmayan kumaşlar, ıslanmayan kumaşlar, ütü gerektirmeyen kumaş çeşitleri, bakterileri öldüren filtreler, mikrop öldüren sabunları, antibakteriyel kremler vb.

        Alıntı : https://www.mailce.com/nano-teknoloji-nedir.html

        19
        Sağlık / Bebeklerde kabızlık için ne yapmak gerekir?
        « : 30 Mayıs 2018, 12:03:19 »
        Bebeklerde kabızlık her zaman görülen bir durum değildir. Bebeğiniz yalnızca anne sütü ile besleniyorsa her gün tuvalete çıkmayabilir çünkü genelde tüm besleyici maddeler bebeğin vücudu tarafından emilmektedir ve bu yaygın görülen bir durumdur.

        Ancak mama ile beslenen bebekler bir gün içerisinde 3 veya 4 kez dahi kaka yapabilir.

        Yine de bebeklerdeki dışkılama oldukça farklılık gösterebilmektedir ve bu durum sütün çeşidi ya da bebeğe verilen katı gıdalardan kaynaklıdır. Hatta bazen yalnızca bebekler katı gıdalara geçiş döneminde de kabızlık çekebilmektedir.

        Kabızlığın asıl sebebini anlamanız ve doktorunuza danışmanız her zaman en doğru çözüm olacaktır.

        Bebeklerde kabızlık için çözüm önerileri
        Beslenme şeklinizi ya da kullandığınız mamayı değiştirin

        Eğer bebeğiniz yalnızca anne sütü ile besleniyorsa kendi beslenme şeklinize dikkat etmeniz gerekmektedir çünkü bu süreçte gıdanızın tamamından bebeğiniz yararlanır. Yediğiniz bir şeye bebeğiniz hassasiyet gösterebilir. Ancak bebek sütü ile beslenen bebeklerde bu durum görüldüğünde sütün ya da mamanın doktor kontrolünde değişmesi gerekmektedir.

        Katı gıdaların bazıları kabızlığı düzeltiyor

        Katı gıdalar bebeklerde kabızlığa sebep olsa da diğerleri bu duruma çözüm olabilir. Yakın zamanda bebeğinizi katı gıdalara geçirdiyseniz, bu süreçte şu gibi lif açısından yararlı gıdaları denemelisiniz:

        Brokoli
        Armut
        Kuru erik
        Şeftali
        Soyulmuş elma


        Püre halinde gıdalar denemelisiniz

        Yeni yeni yemek yemeye başlayan bebeklerde yukarıda belirtilen gıdaları püre şekline getirerek yedirmeniz önerilir. Çünkü meyve ve sebzelerin bir çoğu doğal olarak lif bakımından zengindir ve çocuğunuzun sindirimine ve boşaltımına yardımcı olur.

        Sıvı tüketimini artırın

        Düzenli ve yeterli miktarda sıvı tüketimi herkesin bünyesi için gereklidir. Su ve süt bebeğinize bu konuda gereken sıvı ihtiyacını karşılayacaktır Erik veya armudun meyve suyu şekline getirilip bebeğe verilmesi de ayrıca kabızlığa yardımcı olabilir.

        Egzersiz her yaşta önemlidir

        Hareket etmek sindirimi hızlandırır. Eğer bebeğiniz henüz yürümüyorsa yürüteç ile ya da kollarından tutularak yürütülmesi iyi gelebilir. Yürüyen çocuklarda ise bir süre yürüyüşe çıkılması bağırsak hareketini hızlandırabilir.

        Masaj iyi gelebilir

        Karna ve göbeğin alt kısmına masaj yapılması bağırsağın hareketlerini hızlandıracaktır. Bebeğinizin kabızlık çektiği günlerde gün boyu belirli aralıklarla bu bölgelerine hafif hareketlerle masaj yapmanız oldukça etkili bir yöntem olabilir.

        Bu gibi çözümler de işe yaramıyorsa doktorunuzun da tavsiyesine uygun olarak fitil kullanılabilir. eğer bebeğinizin dışkısında veya poposunda kan görüyorsanız doktorunuz size ne gibi ilaçlar veya yöntemler kullanmanız gerektiğiniz söyleyecektir, yani fitil bu gibi bir durumda önerilebilir. Hatta yalnızca popoya baskı yapılarak kakanın çıkışını hızlandırmanız gerekebilir de. Yine durumun ciddiyetine ve sürekliliğine göre doktorunuz bir kabızlık ilacı kullanıp kullanmamanız gerektiğini de söyleyecektir.

        Sayfa: [1] 2 3 ... 16