Gönderen Konu: Camiilerde Neden Bu Kadar Sandalye Var?  (Okunma sayısı 314 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

    נυѕтιcє

  • *
  • İleti: 434
  • Konu: 329
  • Nerden: Kırkağaç
  • Puan +1000/-5
  • Cinsiyet: Bay
  • "Adalet"
    • Profili Görüntüle Kırkağaç Forum
  • Çevrimdışı
Camiilerde Neden Bu Kadar Sandalye Var?
« : 05 Haziran 2017, 14:28:52 »

Namazını taburede ya da sandalyede kılanlara Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan bir uyarı geldi. Din İşleri Yüksek Kurulu; eğer geçerli bir sağlık sorunu yoksa “taburede namaz kılmanın doğru olmayacağını” açıkladı. Müminlerin namazı asli şekliyle ve derinden hissederek kılması gerektiğinin önemine vurgu yapıldı.

"Eğer Geçerli Bir Sağlık Sorunu Yoksa Sandalyede Namaz Olmaz”
Kimileri namazını oturarak kılıyor, kimileri taburede ya da sandalyede. Diyanet İşleri Başkanlığı camilerde son zamanlarda artan bu görüntülere karşı uyardı. Eğer geçerli bir sağlık sorununuz yoksa “bu şekilde namaz olmaz” dedi;

"Camilerimizde tabureler ve sandalyeler çoğaldı hatta bunlar için özel yerler mekanlar da yapılmaya başlandı. İnsanlar vicdani muhasebelerini yapsınlar gerçekten sandalyede namaz kılmak zorunda iseler buna kimse bişey diyemez onu kılacaktır onu o şekilde eda edecektir ama böyle değilse bu namazın olmadığını namazın farzlarında ihmaller olduğu için geçerli sayılmayacağını bilmeleridir."

Dinimize göre ayakta başlamak, rükuya ve secdeye varmak, bir müddet de oturmak namazın farzlarından. Ancak Peygamberimiz Hazreti Muhammed (s.a.v); sağlık sorunu yaşayan müminlere kolaylık getirmiş.

Peki Namaz Asıl Şekliyle Kılınamıyorsa Nasıl Eda Edilmeli?
"Bir insan eğer oturamıyorsa eğilemiyorsa sadece ayakta durarak ibadetini yerine getirebilecek durumda ise o kimseler ayakta iken namaza başlarlar ve devamındaki rüku ve secdeleri de yapabiliyorlarsa vücutlarının eğimiyle biz ona ima diyoruz veya başlarının hareketiyle yaparlar." Diz sorunu gibi sağlık problemi olanlar oturarak namaz kılabilir ancak bunun da kuralları var;

"Böylebir durumda ise kişi ayakta namazına başlar. Sonra ilkesel olarak yere zemine oturur. Bu oturmayı nasıl yapabiliyorsa öyle yapar yani takatı neye yetiyorsa diz çökerek oturmak esastır ama bunu yapamıyorsa bağdaş kurabilir bunu da yapamıyorsa ayaklarını kıbleyedoğru uzatarak namazını kılar."

Mü’min her iki şekilde de namazını eda edemiyorsa son çare tabureye ya da sandalyeye başvurmak…

"Bunlar da mümkün değilse o zaman bir tabureye oturur ve namazlarını vücut veya baş hareketleriyle biraz eğilerek biraz daha eğilerek yerine getirir. Zaten rükuyu normal şekilde yapabiliyorsa rükudan sonra oturur." Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi Ahmet Yaman; namazın asıl şekliyle ve derinden hissederek kılınmasının çok önemli olduğunu vurguladı ve uyardı;

"Bunlar denenmeden bunlar yapılmadan vicdani bir muhasebeye kişiler girmeden hissettikleri küçük ağrılar veya ben hastayım tarzı bir kanaatten dolayı bu farzlardan birisini ihmal ederek namazını kılıyorsa bu namaz yerine gelmiş kabul edilmiş bir namaz olarak telakki edilemez. Namazı asli formuyla şekliyle ve derinden hissederek eda etmemiz gerekiyor onun için müslüman kardeşlerimizin bu farzlardan kesinlikle fire vermeden namazlarını eda etmeleri gerekir."



    נυѕтιcє

  • *
  • İleti: 434
  • Konu: 329
  • Nerden: Kırkağaç
  • Puan +1000/-5
  • Cinsiyet: Bay
  • "Adalet"
    • Profili Görüntüle Kırkağaç Forum
  • Çevrimdışı
Ynt: Camiilerde Neden Bu Kadar Sandalye Var?
« Yanıtla #1 : 05 Haziran 2017, 14:30:01 »
Sandalyede Namaz

28.4.2011

ANKARA

​Namaz, kulun Allah'a en çok yakınlık kazandığı bir ibadettir. Bu niteliğinden dolayı Hz. Peygamber (s.a.v) bu ibadeti "en hayırlı amel" (İbn Mâce, Taharet, 4)olarak tanımlamış, kıyamet gününde hesabı sorulacak ilk amelin namaz olacağını bildirmiştir.

​Namaz, kulun Allah'a en çok yakınlık kazandığı bir ibadettir. Bu niteliğinden dolayı Hz. Peygamber (s.a.v) bu ibadeti "en hayırlı amel" (İbn Mâce, Taharet, 4)olarak tanımlamış, kıyamet gününde hesabı sorulacak ilk amelin namaz olacağını bildirmiştir. (Tirmîzî, Salât, 188) Bu sebeple namazın terk edilmesine izin verilmemiş, ima ile de olsa mutlaka kılınması istenmiştir. Hz. Peygamber "Kim namazı kasten terk ederse Allah'ın himayesi ondan uzak olur." (Ahmed b. Hanbel, Müsned, VI. 421) buyurmuştur.

Namaz ibadetinin rükünlerinin neler olduğu Kur'an ve Sünnette belirtilmiş ve nasıl uygulanacağı da bizzat Hz. Peygamber (s.a.v.) tarafından sözlü ve pratik olarak ortaya konulmuştur. Bu rükünler iftitah tekbiri, kıyam, kıraat, rüku, secde ve ka'de-i ahiredir. Allah Teala "Gönülden boyun eğerek Allah için namaza kalkın" (Bakara, 2/238) "Ey iman edenler, rüku edin, secde edin, rabbinize kulluk edin ve hayır işleyin ki kurtuluşa eresiniz." (Hac, 22/77) buyurmuştur. Hz. Peygamber (s.a.v.) de; namaz kılmayı öğrettiği bir sahabiye, sonunda nasıl teşehhüd yapacağını gösterdikten sonra "Bunu da yaptığında namazın tamam olur" buyurmuştur. (Tirmîzî, Sünen, Ebvabü's-Salât, 226)

Bu rükünlerden her hangi birinin mazeretsiz olarak terk edilmesi halinde namaz sahih olmaz. Ancak dinimizde sorumluluklar, kulun gücüne göre belirlenmiş (Bakara, 2/286); gücü aşan durumlar için kolaylaştırma ilkesi getirilmiştir. (Bakara, 2/185) Namazın rükünlerinden herhangi birini yerine getirmeye engel olan rahatsızlıklar da kolaylaştırma sebebi sayılmıştır. Buna göre;

Namazı normal şekli ile ayakta kılmaya gücü yetmeyen kimse için asıl olan namazını oturarak kılmaktır. Böyle bir kişi namazını kendi durumuna göre diz çökerek veya bağdaş kurarak yahut ayaklarını yana ya da kıbleye doğru uzatarak kılar. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.v.) nasıl namaz kılacağını soran hasta bir sahabiye "Namazını ayakta kıl. Eğer gücün yetmezse oturarak, buna da gücün yetmezse yan üzere kıl."(Buhari, Taksiru'As-Salat, 19) buyurmuştur.

Ayakta durabilen ve yere oturabildiği halde secde edemeyen kimse namaza ayakta başlar, rükudan sonra yere oturarak secdeleri ima ile yapar.

Ayakta durabildiği halde oturduktan sonra ayağa kalkamayan kişi namaza ayakta başlar, secdeden sonra namazını oturarak tamamlar.

Ayakta durmaya ve rüku yapmaya gücü yettiği halde yere oturamayan kimse namaza ayakta başlar rükudan sonra secdeyi tabure ve benzeri bir şey üzerine oturarak ima ile eda eder.

Ayakta durmaya gücü yetmeyen, yere de oturamayan kimse namazı tabure, sandalye ve benzeri bir şey üzerine oturarak rüku ve secdeleri ima ile yerine getirir.
 
Kul Rabbine ibadet ederken hem özde samimi olmalı hem de dinin belirlediği şekil şartlarını tam olarak yerine getirmeye özen göstermelidir. Özen ve hassasiyet eksikliğinden dolayı Rabbine karşı sorumlu olacağı bilincinde olmalıdır. Bu sebeple namazını tabure, sandalye ve benzeri şeyler üzerinde kılan müminin ileri sürdüğü mazeretleri kendisini vicdanen rahatlatacak boyutta olmalıdır. Namazı asli şekline uygun olarak kılmaya engel olmayacak hafif bedeni rahatsızlıklar bu konuda meşru mazeret olarak görülmemelidir.
 
Öte yandan dini açıdan zorunlu ve meşru bir sebep bulunmadıkça camilerde sandalyede namaz kılmak, göze hoş gelmeyen bir görüntü ortaya çıkarmakta ve cemaat arasında tartışmalara sebep olmaktadır. Özellikle üzerinde namaz kılmak amacı ile camilerde sıralar halinde sabit oturakların yapılması, cami doku ve kültürüyle bağdaşmamaktadır. Bu sebeple hastalık ve özürlülük gibi herhangi bir rahatsızlığı bulunan kimselerin, zorunlu olmadıkça namazlarını sandalyede değil, yere oturarak kılmaları uygundur.​

Kaynak : http://www2.diyanet.gov.tr/dinisleriyuksekkurulu/Sayfalar/HaberDetay.aspx?rid=12&lst=DuyurularListesi&csn=/dinisleriyuksekkurulu

    נυѕтιcє

  • *
  • İleti: 434
  • Konu: 329
  • Nerden: Kırkağaç
  • Puan +1000/-5
  • Cinsiyet: Bay
  • "Adalet"
    • Profili Görüntüle Kırkağaç Forum
  • Çevrimdışı
Ynt: Camiilerde Neden Bu Kadar Sandalye Var?
« Yanıtla #2 : 05 Haziran 2017, 14:30:13 »